Merhaba,
Bu kez edebi bir kitap okumuyorum. Burada yazılarımı okuyanlar görecek, her tür kitabı okurum diyemem. Kişisel gelişim kitabı okumaya ben yokum. Uygulayamayacağım, oldu ya uyguladım, bir şey elde edeceğime inanmadığım kitaplar bana hiç bir şey kazandırmaz. İyi bir hayat hikayesini, dopdolu bir insanın fikirlerine ortak olacağım edebi bir romanı hiç bir şeye değişmem. Tarihi roman okurum ama düzgün ve akıcı bir dil kullanamıyorsa onu da almayayım. Siyasi kitapların mısır patlağı gibi anında yazılmalarına da anlam veremiyorum, çoğu komplo teorisi zaten. Bir siyasi ünlü mü oldu, elli tane kitap çıkıyor, ne ara yazıyorlar beş yüzer sayfalık bu kitapları... Beni başka hayallere daldıracak, konuya kilitleyecek, müthiş heyecanlandıran yazılar ararım.
Dediğim gibi bu kez kitabım edebi bir roman değil. Bu kez Fransız kadınların içtikleri onca şaraba, yedikleri onca kruasana rağmen nasıl böyle zayıf kalabildiklerini anlatan bir diyet kitabı. Bu çok başarılı diyeti duyduğuma göre Fransızlar yıllarca başkalarından saklamış. Sonunda kitap ilk defa bu yıl İngilizce'ye çevrilmiş ve bu yaz da Türkçe'ye. Çeviri Zeynep Kumruluoğlu tarafından yapılmış. Kitabın çok başında da olsam çeviriyi başarılı bulduğumu söylemeliyim. Bilimsel bir çeviri, tüm cümleler gayet anlaşılır.
Ben 43 kilo, 1.55m. boyunda biriyim. Belki diyete ihtiyacım olmadığını düşünebilirsiniz, ama hepimiz kilomuza dikkat eder olduk, artık balık etine bile kimsenin tahammülü kalmadı. Bakalım Dukan diyetinden sonra kaç kilo olacağım?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder