Bloguma kitaplarımla ilgili yazmaya başlarken aynı zamanda okumaya da başladığım kitabım bitti... Son bölümlere doğru kitapta Holden ve küçük kız kardeşi Phoebe arasındaki ilişki o kadar mükemmel anlatılıyor ki, kopamadım. İşe giderken sabahları serviste hızla okumaya başlamıştım, öyle etkiliyordu ki bu iki kardeş beni... Ofise doğru yürürken Phoebe ile Holden'ı sanki tanıdığımı, sanki bildiğim gördüğüm birileriymiş gibi sevdiğimi hissediyordum. Holden her şeye sinir olan, huysuz bir çocuk gibiydi. Aslında bana kalırsa, derin yaralar onu hayattan soğutmuştu. Ölen kız kardeşini içinde yaşatıyordu mesela. Liseye giden, ergenlik döneminde bir çocuk için yeterince ağırdı. Üstüne yatılı okul... Okulda kendi derinliğine uygun bir arkadaş bulamamıştı. Herkesi hem seviyordu hem sevmiyordu. Koşulsuz sevmeye çalıştığı bir öğretmeni tarafından da tacize uğradı. Buna rağmen Holden doğru bildiğinden şaşmadı. Kimseyle bağrışıp çağrışıp kavga etmedi, olayı açığa vurmadı, öğretmeni rencide etmedi. Holden evine döndü. Ama ailesi bu kez, bunca ağırlığı taşıyamadığını hissetmişti sonunda. Phoebe ise hayallerimin kız kardeşi. Yakası filli pijamasıyla o şirin kızı hayal ediyorum da, Holden'ın dediği gibi, bitiyorum ona:)
SONUÇ:
Kitap kesinlikle okunması gerekenler listesine girer.
Başlarda bir çok kitap gibi aşırı sürüklemeyebilir.
Çeviri bir çok çeviri kitaba göre başarılı. (Coşkun Yerli)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder